Japonya’da Avangard Hareket I

“DAHA ÖNCE YARATILMAMIŞ OLANI YARATIN!”

JAPONYA’DA AVANGARD HAREKET I

1950’li ve 1960’lı yıllarda geleneksel Japon toplumu içinde bambaşka bir alan açan sanatçılar hem ülkelerinin sanat ortamını değiştirmiş hem de yurtdışında birçok sergiye katılarak yerel sanat ortamının uluslararasılaşmasına yol açmıştır. Sanat alanında uluslararasılaşma genel çerçevesiyle Batı dışındaki ülkelerin sanat  hareketlerinin dışa açılması anlamına gelmektedir. 1960’lı yıllarda Arjantin’in, 1980’li yıllarda Çin’in yaşadığı bu sürecin Japonya’da 1950’lerde başladığını, 1960’larda ise iyice olgunlaştığını görüyoruz. Dışa açılma yalnızca yerel sanatçıların ülke dışında faal olması değil aynı zamanda ülkenin de yabancı sanat faaliyetlerine açık olmasını içermektedir. Nitekim 1950-1954 yılları arasında özellikle Tokyo’da önemli sergiler gerçekleşir. Pablo Picasso, Henri Matisse, George Rouault gibi sanatçıların büyük sergileri Japon sanat izleyicisine sunulur.

 Japonya sanat ortamı özellikle II.Dünya Savaşı sonrasında keskin dönüşümlere uğramıştır. Savaş esnasında bütün sanatsal faaliyetleri yasaklayan, yalnızca devlet güdümündeki Büyük Japon Vatansever Sanat Birliği’ne izin veren Japon yönetimi savaş sonrasında sanat alanında önemli yeniliklere gider ve daha serbest bir ortamın oluşmasına olanak sağlar.

Japon çağdaş sanat alanının II.Dünya Savaşı ertesinde kazandığı dinamizmde kadın sanatçıların rolü çok belirgindir. Savaş öncesinde Joshi Bijutsu Gakko (Kadın Sanat Okulu)’nun dışında kız öğrenciler sanat okullarına kabul edilmiyorlardı. 1946 yılında Japon hükümeti, sanat okullarına kız öğrencilerin de devam edebileceğine dair bir karar aldı ve bunun sonucunda 1950’lerle birlikte kadın sanatçılar Japon sanat ortamının önemli birer parçası oldular. Kadın sanatçılar geleneksellikten kurtulamamış sanat kurumlarında faaliyet göstermekten ziyade 1950’li yıllar ile birlikte sayılarında önemli artış olan sanatçı kolektiflerinde yer aldılar. 1947’de kurulan Jyoryu Gaka Kyokai (Kadın Ressamlar Birliği) ile Nihon Avangard Sanatçılar Kulübü Japonya’da savaş sonrasında kurulan ilk sanat kolektiflerinden oldu. Diğer önemli sanatçı örgütü ise 1951 yılında sanatçı Ei-Kyu tarafından kurulan Demokrat Sanatçı Birliği’ydi.

Jikken Kobo (Deneysel Çalışmalar), Gutai, Kyushu-ha (Kyushu Okulu), Hi Red Center, Zero Dimension ve Neo Dada Grubu, 1950-60’larda önde gelen sanatçı kolektif/gruplarındandı. Neo Dada, varlığı kısa sürmesine karşın gerçekleştirdiği performanslar, eylemlerle basında sansasyonel bir şekilde yer aldı. Örneğin Masunobu Yoshimura sergi afişleri ile kapladığı çıplak vücudunu Ginza sokaklarında yürüyerek teşhir etti. Keza Ushio Shinohara’nın boyalı boks performanları gündemde geniş yer edindi. Diğer taraftan Juro Kara’nın kurduğu Situation Theater ve Shuji Terayama’nın Tenjo Sajiki isimli tiyatro grupları da dönemin önde gelen avangard sanat grupları arasında sayılabilir.

1950’li ve 1!960’lı yılların sanat ortamını siyasi ortamdan bağımsız düşünmemek gerekir. 1951 yılında San Francisco’da imzalanan “ABD-Japonya Güvenlik Anlaşması”nın 19 Ocak 1960’da “Karşılıklı İşbirliği ve Güvenlik Anlaşması” (Anpo) adı altında yeniden imzalanması, Japonya’da sokak muhalefetinin güçlenmesine yol açtı. Japonya’da muhalif hareketler 1940’lı yılların sonlarına doğru başlamıştı. 1948’de kurulan Zengakuren (Öğrenci Koalisyonu) henüz birinci senesinde 300 bine yakın öğrenciyi kendine çekmişti. 1950’lerde Zengakuren ile birlikte Japon Komünist Partisi ve Japon Sosyalist Partisi’nin Japon devletinin ABD ile olan işbirliğine karşı çıkan politikaları oldukça etkili oluyordu. Soğuk Savaş esnasında Japonya’yı ABD’nin güdümüne sokan, Okinawa’da ABD Üssü’nün devamını sağlayan Anpo’ya karşı 1960 Haziran’ında başlayan kitlesel gösteriler, 1960’lı yıllar boyunca sürecek sokak hareketlerinin de habercisi oldu. 15 Haziran’da Kishi hükümeti istifa etti ama devlet gösterileri şiddet kullanarak bastırmaya devam etti. Öğrenciler ve işçiler Japon Meclisi “Diet”i bastılar. Bu gösteriler esnasında polis şiddeti yüzünden hayatını kaybeden 20 yaşındaki Kamba Michiko muhalif hareketin simgesi oldu. Söz konusu sanat kolektiflerini kitlesel muhalefet hareketlerinin birer parçası olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Anpo karşıtı hareketler sanatın neredeyse bütün dallarında ortaya çıktı. Bu siyasi duruşun aynı zamanda farklı sanat dallarına getirdiği yeni yaklaşımlar Japonya sanatı için çok önemlidir. 1960 yılı aynı zamanda Japon sinemasında Yeni Dalga olarak adlandırılan dönemin başlangıcıdır. Keza aynı yıl Japon tiyatrosunda yeraltı tiyatrosu (angura) yeşermiştir. Dans alanında Ankoku Butoh (karanlığın dansı) ortaya çıkarken, müzik alanında da deneysel yaklaşımlar görünür olmuştur. Bütün bu sanat dallarındaki yenilikleri getiren sanatçıların aynı zamanda Anpo karşıtı hareket içinde yer alması Japon çağdaş sanatının siyaset ile ne denli iç içe olduğunu gösterir.

Japon çağdaş sanatı hakkındaki bu yazı dizisine Gutai Grubu (Gutai Bijustu Kyokai) ile başlamak yerinde olacaktır. 1954 yılının Aralık ayında Yoshihara Jiro tarafından kurulan Gutai Grubu’nda yirmi civarında sanatçı bulunuyordu. Kendisi ressam olan Yoshihara, sanatçıları gruba çağırırken şu düsturu kullanıyordu: “Daha önce yaratılmamış olanı yaratın!” Grubun ilk faaliyeti 1 Ocak 1955 tarihinde Gutai isimli dergiyi yayınlamak oldu. Yoshihara İngilizce olarak yazdığı yazıda Gutai’nin amacının evrensel sanat ortamının bir parçası olmak olduğunu, diğer kültürlerle ilişki halinde faaliyetlerini sürdürmek istediklerini belirtti. Gutai’nin etkinliklerinin ve grup sanatçılarının yazılarının yer aldığı derginin hayatı on sene sürdü ve on iki sayı yayınlandı. Grup 1955 yazında Osaka civarındaki Ashiya bölgesinde dönem içinde hayli yenilikçi bir sergi düzenledi. 13 gün süren “Yaz Güneşine Meydan Okuyan Açıkhava Deneysel Modern Sanat Sergisi” başlıklı etkinlikte büyük resimler, devasa heykeller, çeşitli yerleştirmeler yer alıyordu. Serginin gayesi sanatı kapalı mekanlardan açık havaya çıkartmak, sanat işlerini güneşin, rüzgarın, yağmurun etkilerine açmaktı. Joshihara’ya göre her şey sanatın malzemesi olabilirdi. Teneke kutular, uzaktan kumandalı oyuncaklar, patlayıcılar, boya, su, ampul vs.

Gutai için sanat kalıcı bir eser üretmek değil etkinlik düzenlemekti. Açık hava sergileri bittikten sonra sergiledikleri işleri büyük bir ateş yakarak ortadan kaldırmakta beis görmüyorlardı. Grubun sanatçıları 1955 yılından itibaren yaptıkları işlere kendi imzalarını atmaktan vazgeçip “Gutai” imzasını kullanmaya başladılar. Grubun kurucusu 1956 yılının Ekim ayında Geijutsu Shincho isimli bir sanat dergisinde Gutai Manifestosu’nu yayınladı. Buna göre geleneksel sanat değerleri artık beş para etmiyordu. Hayatın kendisi sanattı.

Kelime olarak “somutluk” anlamına gelen Gutai’yi sanat tarihçileri kronolojik olarak üçe döneme ayırırlar. Erken Dönem (1954-1958), Orta Dönem (1959-1965), Geç Dönem (1966-1972). 1972 Yoshihara Jiro’nun öldüğü ve Gutai’nin faaliyetlerinin son bulduğu tarihtir. Gutai henüz erken dönemlerinde uluslararası alanda ismini duyurmaya başladı. 1956 yılında Japonya’ya gelen Amerikan Life Dergisi’nin fotoğrafçıları için performanslar düzenlediler. 1957 yılında Fransız eleştirmen Michel Tapié Japonya’ya giderek Gutai Grubu ile tanıştı ve Art Informel ile olan benzerlikleri karşısında şaşırdı. Tapié ilerleyen yıllarda Gutai için New York, Paris, Turin gibi şehirlerde sergiler düzenledi. New York Times’ın 8 Eylül 1957 tarihli Pazar ekinde grup hakkında önemli sanat eleştirmeni Michael Kirby tarafından olumlu bir eleştirisi yazısı yayınlandı. 1958’de Martha Jackson Gallery’de Tapié’nin biraz yanlış bir isimlendirme tercihi olarak “Japon Soyut Dışavurumculuğu” başlığıyla bir sergi açıldı. Happining sanatının öncülerinden Allan Kaprow, Gutai Grubu’nun sanatı ile kendi sanatı arasında benzerlikler kuruyordu. Gutai, savaş sonrasının ilk uluslararası isim sahibi performans sanatçısı grubu olmuştu. Yoshihari 1962 yılında Osaka’da sergileme alanı olarak büyük bir yer tuttu ve Gutai Pinacotheca’yı açtı. İlginç olan bir nokta var ki o da Gutai Grubu sanatçılarının yaptıkları resimlere iş (sakuhin) demesidir. Amerikan minimalist heykeli ile sanat alanına giren “iş” kavramı Japon sanatında resim için kullanılmaya Gutai ile başlar. Resim sanatı Gutai’nin temel meselelerinden biriydi. Grup resim sanatını sembolik, figüratif, edebi her türlü geleneksel özelliğinden sıyırarak bir nesne üretme biçimi olarak görüyordu. Doğrudan, sert fiziksel jestlerle, vücudu kullanarak resim yapmak söz konusuydu. Örneğin, grup üyelerinden Shiraga ve Shimamoto için resim yapmak aynı zamanda performans sanatının bir parçasıydı.

1965 yılında Amsterdam’daki Stedelijk Müzesi’ndeki sanat tarihinde önemli bir yer tutan “Nul” sergisine katılan Gutai Grubu Allan Kaprow’un 1966 yılında yayınladığı “Assemblages, Environments & Happenings” isimli antolojide de yer aldı. Kaprow’a göre grup happening türü performans sanatının öncülerindendi. Gutai iki önemli isim tarafından Batı’ya tanıtıldı. Michel Tapié ve Allan Kaprow. İki farklı ismin Gutai’ye olan yaklaşımları yüzünden bir tanım karışıklığından bahsedilebilir. Tapié Gutai’yi bir resim hareketi olarak nitelendirirken Kaprow, performans grubu olarak değerlendiriyordu. Gutai, doğduğu ülke Japonya’dan ziyade Avrupa ve Amerika’da takdir gördü. Fakat grubun Neo Dada gibi diğer avangard Japon sanat grupları üstündeki etkisi göz ardı edilemez.

Bu yazı Genç Sanat Dergisi’nin Ocak 2013 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s