Japonya’da Avangard Hareket II

JAPONYA’DA AVANGARD HAREKET II

YABANCI KORKUSU VE SANSÜRLENEN GELENEĞE

KARŞI TARİFSİZ ÖZGÜRLÜK 

 

II. Dünya Savaşı sonrasında Japonya’da Gutai’dan başka ortaya çıkan diğer önemli sanatçı gruplarından biri Jikken Kobo’dur. 1951-1957 yılları arasında faaliyet gösteren bu sanatçı grubunun ressamlar, müzisyenler, edebiyatçılardan oluşan 14 üyesi bulunmaktaydı.[i] Jikken Kobo, bir çok alan ile işbirliği içine girerek varolduğu altı sene boyunca pek çok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklere katılan grup dışındaki sanatçılar 1950’li yılların Japon avangard sanat ortamının önde gelen isimleriydi. Bu isimler arasında modern dansçılardan Masuda Takashi, Tani Momako, film yönetmeni Matsumoto Toshio, sinema sanatçısı Kishida Kyoko sayılabilir. Daha sonra SONY şirketini kuracak olan mühendisler de Jikken Kobo’nun etkinlerinde yer aldılar. Grup ortaya çıkışını 1951’de Hayat Sevinci isimli performansı ile yaptı. Pablo Picasso’nun 1946 tarihli aynı isimli resminden esinlenen grup, bu performans için yayınladığı broşürde adeta manifestosunu ilan ediyordu. Buna göre sanat, galerilerden çıkıp gündelik hayat ile ilişkiye girmeliydi. Aynı yıl büyük bir yayın şirketi ülkede Picasso’nun retrospektif bir sergisi düzenliyordu ve Jikken Kobo’nun bu projesine destek oldu. Bale, tiyatro karışımı performans, metninden müziğine, sahne tasarımından kostümlerine hatta ışık tasarımına kadar baştan aşağı grup üyeleri tarafından yaratılarak modern dansçılar Masuda ve Tani ile birlikte 16 Kasım 1951 tarihinde Tokyo’da sahnelendi.

Jikken Kobo’nun faal olduğu altı sene boyunca gerçekleştirdiği en önemli performans ise 5 Aralık 1955 tarihinde Tokyo’da sahneye koydukları Pierrot Lunaire isimli oyundur. Arnold Schönberg’in Belçikalı sembolist şair Albert Giraud tarafından kaleme alınan şiirinden yola çıkarak bestelediği aynı isimli besteden esinlenen oyun geleneksel Japon tiyatrosu ile Batı modernizminin bir sentezidir.  Dönemin önemli tiyatro isimlerinden Takechi Tetsuji (1912-1988) ile işbirliğinde gerçekleşen performansın ışık düzenini grup üyelerinden Imaj Naoji, hayli yenilikçi maske tasarımını ise Kitadai Shozo yapmıştır. Batı avangardı ile geleneksel Noh tiyatrosunun birleşimi dönemin Japon tiyatrosu için oldukça yenilikçi bir yaklaşım olmuştur. Schönberg’in Sprechstimme’si ile Noh tiyatrosunun şarkı söyleme biçimi (utai) ilk defa bireşime uğramıştır.

Peki 1950’li yılların Japonyası’nda Batı modernizmi ile geleneksel Japon sanatının senteze girmesi neden avangard hareket içinde değerlendiriliyor? Savaş esnasında yabancı korkusuna (zenofobi) gömülmüş Japon kültür hayatı 1950’li yıllar ile birlikte Batı kültürüne yeniden açılmaya başlamıştı. Diğer yandan Amerikan işgali altındaki Japonya’da her ne kadar özgürlükçü bir kültürel alan varmış gibi gözükse de geleneksel Japon sanatına sansürcü bir yaklaşım söz konusuydu. Geleneksel sanatın Japon halkında emperyalist dürtüleri canlandıracağından şüphe ediliyordu. Dolayısıyla Jikken Kobo grubunun hem Japon kültüründeki savaş yüzünden ortaya çıkan yabancı korkusu hem de sansürlenen geleneksel Japon sanatını bir potada eritmesi 1950’li yıllar için oldukça yenilikçi bir tavırdı. Nitekim dönem içinde radikal sol entelektüeller de geleneksel Japon sanatına yakın duruyorlardı. Japonya bağımsızlığını ancak kendi değerlerine sahip çıkarak sağlayabilirdi. Radikal solun geleneğe bu denli kendini yakın hissetmesi derin bir çelişki gibi gözükse de dönem Japonyası’nda yenilikçi bir tavır olarak değerlendirilmelidir. 1952 yılında beş sanatçı tarafından kurulan Bokujin-kai isimli kaligrafi topluluğu, 1948 yılında seramik sanatçılarının oluşturduğu Sodeisha grubu, Nihonga ressamlarının kurduğu Panreal grubu ile Taniguchi Yoshiro, Tange Kenzo, Maekawa Kunio gibi mimarlar Jikken Kobo grubunun bahsi geçen tavrı ile benzer bir tutum benimseyen diğer birkaç grup ve isimden bazılarıdır. Bu noktada belirtilmesi gereken nokta bu grupların geleneksel sanata sahip çıkarken aynı zamanda geleneksel sanatı kurumlardan kurtarmaya çalışmalarıdır. Sanat kurumlardan bağımsız hareket etmelidir. Diğer bir gayeleri de modern sanatı Batı merkezli olmaktan çıkartıp evrensel kılmaktır. 1950’lilerde ve 1960’ların başında faal olan, Teshigara Sofo’nun kurduğu Sogetsu Sanat Merkezi bu yaklaşımın merkezi olur. Sogetsu, “avangard gelenekselci” Japon sanatçıların yanı sıra John Cage, Robert Rauschenberg gibi “Batılı” sanatçıların da ziyaret edip konserler verdiği, performanslar yaptığı, seminerler düzenlediği bir mekan olur.

1950’li yılların çağdaş Japon sanatından bahsederken iki önemli etkinliğe değinmek gerekiyor: Japon Sanat Birliği’nin (Nihon Bijutsu Koyaki) 1947 yılından itibaren düzenlemeye başladığı Bağımsız Nihon Sergileri ile Yomiuri Gazetesi’nin ilkini 1949 yılında organize ettiği Bağımsız Yomiuri Sergileri. Bu iki serginin de önemi herhangi bir seçici jüriye sahip olmamaları ve başvuran her sanatçının kabul edilmesi. Türkiye’de 1990’lı yıllarda gerçekleşen Genç Etkinlik Sergileri’ni andıran bu yaklaşım genç Japon sanatçıların işlerini sergileyebilmeleri açısından önemli olanaklar sağlamıştır. Her sene düzenlenen bu iki sergi ilerleyen yıllarda içerik olarak farklılaşmaya başlar. Bağımsız Nihon Sergileri daha ziyade toplumsal gerçekçi sanat üreten genç sanatçıların odaklandığı etkinlik olurken Bağımsız Yomiuri Sergileri daha avangard bir çerçeve içinde varlığını sürdürmüştür. Tokyo Metropolitan Sanat Müzesi’nde 1963 yılına kadar süren Yomiuri Sergileri her ne kadar seçici bir jüri tarafından oluşturulmasa da başvuru esnasında bir şart öne sürüyordu. : Başvuran sanatçının resmi, akademik bir kurum ile ilişkisi olmayacaktı. Sanat tarihçisi Kashiwagi Tomoo, 1957 yılında gerçekleşen 9. Bağımsız Yomiuri Sergisi’ni oldukça önemser. Buna göre Tomoo’nun adlandırmasıyla “Yomiuri Bağımsız Sanatçıları” isimli yeni bir sanatçı kuşağı doğmaktadır. Daha önceki sergilerde fovist yaklaşımlı resimler ağırlıktayken dokuzuncu sergide Art Informel tarzda resimler, yerleştirmeler, performanslar ağırlıklı olarak yer almaktadır. 1958’de yapılan onuncu sergi ise artık tamamen avangard sanatın hakim olduğu bir etkinlik olacaktır. Yomiuri Sergileri sayesinde birçok avangard sanatçı grubu şekillenir. Hi Red Merkezi, Kyushu-ha, Neo-Dada Organizers, Group Ongaku, Zero-Dimension Group, Zaman Okulu (Jikan-ha) bu sanatçı grup/inisiyatiflerinden birkaçıdır. Geleneksel sanat pratiklerine karşı şiddetli karşı çıkışları içeren performanslar, herhangi malzeme sınırlaması tanımayan sanat üretimleri bu grupların en belirgin özellikleridir. ABD ile yenilenen işbirliği anlaşmasına (Anpo) karşı oluşan toplumsal tepkinin birer parçası olan bu sanatçılar ürettikleri sanatı politik mücadelenin temel unsuru olarak görüyorlardı. 1960 yılının Nisan ayında kurulan Neo-Dada Organizers grubunun sanatçılarından Shusaku Arakawa’nın Anpo karşıtı bir gösteride fırlattığı bir tuğla ile bir polisi yaraladığı bilinmektedir. Grup üyelerinin atölyelerinde ve sokaklarda düzenledikleri şiddetli performanslar, happeningler ile Japon avangardı içinde kendine yer edinen Neo-Dadacılar spesifik bir ideolojiden ziyade anarşizmi benimsiyorlardı. Yoshimura Masanobu (1932-) ve Ushio Shinohara (1933-) liderliğinde kurulan Neo-Dada Grubu’nun içinde Akasegawa Genpei, Kazekura Sho, Shuaku Arakawa gibi sanatçılar vardı. Sanat eleştirmeni Tono Yoshiaki’nin Amerikan Neo-Dada akımını Japon sanat ortamına tanıtmasıyla şekillen grup tıpkı Gutai grubu gibi vücut ile malzeme arasında ilişki kuran, izleyiciyi de katan happening/performanslar yapan, ürettikleri işlerin kalıcı olmasına dair herhangi bir kaygı gütmeyen bir sanat anlayışına sahipti. Nitekim Neo-Dada grubunun ürettiği tek bir iş bile günümüze kalmamıştır. Çok kısa bir süre faal olan grubun üyeleri 1960’lı yılların ortalarına dek Tokyo avangard sanat ortamının parçası olurlar.


[i] Jikken Kobo üyeleri: Ressamlar, Kitadai Shozo(1923-2001), Fukushimo Hideko (1927-1997), Yamaguchi Katsuhiro (1928-), Komai Tetsuro (1920-1975); Müzisyenler; Sonoda Takahiro (1928-2004), Fukushima Kazuo (1930-), Sato Keijiro (1927-2009), Suzuki Hiroyoshi (1931-2006), Takemitsu Toru (1930-1996), Yuasa Joji (1927-); Şair, Akiyama Kuniharu (1929-1996); Fotoğraf sanatçısı Otsuji Kiyoji (1923-2001); Işık tasarımcısı, Imai Naoji (1928-); Mühendis Yamazaki Hideo (1920-1979).

Bu yazı Genç Sanat Dergisi’nin Şubat 2013 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s