ACT UP!

ACT UP

actup_forlife_haring1

1980’li yıllara damgasını vuracak olan AIDS salgınının başlangıcı resmi olarak 5 Haziran 1981 tarihi kabul edilir. Sendromun Los Angeles’da beş erkekte aynı anda tespit edilmesi üzerine Amerikan Salgın Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi yeni bir salgının duyurusunu yapar. İlk örneklere eşcinsel erkeklerde rastlanması nedeniyle sendromun belli bir grupla sınırlı olduğuna dair önyargı Amerikan toplumuna yerleşecektir. Örneğin New York Times gazetesi 3 Temmuz 1981 tarihli sayısında ‘41 homoseksüel erkekte nadir bir kanser türüne rastlandı’ şeklinde bir başlıkla yayınlanır. 1982 yılında sağlık otoriteleri AIDS’in yayılmasında cinsel tercihlerin etken bir unsur olmadığını ortaya koyar ama bu tespitin toplumda kabul görmesi uzun süre alacaktır. 1981 yılının sonunda 121 kişi AIDS’e bağlı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirir. 1982 yılı bitine kadar İngiltere, Brezilya, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde örnekler görülmeye başlar.

Cumhuriyetçi Parti’nin iktidarda olduğu 1980’ler Amerika’da muhafazakârlığın baskın olduğu bir dönemdir. Nitekim AIDS toplumun önemli bir kısmınca Tanrı tarafından eşcinsellere layık görülen bir ceza olarak değerlendirilmektedir. Salgın başladığından beri iktidarda olan Ronald Reagan ancak yakın arkadaşı, sinema yıldızı Rock Hudson 2 Ekim 1985 tarihinde öldüğünde ilk kez AIDS kelimesini telaffuz edecektir. Geçen dört seneden fazla süre içinde binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

Amerikan devleti AIDS araştırmalarına dair kamu bütçesini arttırmış olmasına karşın söz konusu bütçenin kullanımında rahatsız edici bir samimiyetsizlik söz konusudur. Bütçenin önemli kısmı AIDS araştırmalarından ziyade bürokratik masraflara ayrılmaktadır. Birkaç ilaç şirketinin AIDS’e dair araştırmalar yapmasına karşın Amerikan Gıda ve İlaç Yönetimi yalnızca iktidara yakın Burroughs Wellcome’ın ürettiği AZT isimli ilaca onay verir ve şirket hasta başına on bin dolar gibi dönem için hayli yüksek bir ücret talep eder. Amerikan hükümetinin ciddiyetsizliğine müdahale etmek üzere New York’ta başını sanatçıların çektiği bir grup, oyun yazarı Larry Kramer öncülüğünde 1987 yılının Mart ayında ACT UP (AIDS Coalition to Unleash Power) isimli doğrudan eylem hareketini başlatır. Grubun ilk eylemi Burroughs Wellcome şirketini protesto etmek üzere 24 Mart 1987 tarihinde gerçekleşir. 250 kişilik gösterici grubu Amerikan ekonomisinin kalbinin attığı Wall Street’te gösteri düzenler. 17 kişinin gözaltına alındığı bu eylemin en dikkat çekici unsuru göstericilerin taşıdığı, üzerinde ‘SILENCE=DEATH’ (Sessizlik Eşittir Ölüm) ibaresinin yer aldığı posterlerdir. Nitekim ACT UP bu sloganı sonraki eylemlerinde hep kullanacaktır. 80’li yılların ortalarından itibaren AIDS kültür alanının en önem verdiği konulardan olur. Örneğin New York’taki New Museum’un küratörü William Olander, bir yerleştirme yapmaları için müzenin bir vitrinini ACT UP üyelerine açar. ‘Let the Record Show…’ başlıklı yerleştirmede neon ışığı ile yazılmış büyük bir ‘SILENCE=DEATH’ yazısına AIDS hastalarına karşı ayrımcılık ve nefret içeren sözler eşlik etmektedir; hükümetin AIDS Komisyonu üyesi Cory Servaas’ın ‘AIDS testi olup negatif çıkmak yurtseverliktir’ veya önde gelen din adamlarından Jerry Falwell’in ‘AIDS, Tanrı tarafından O’nun kurallarına uymadan yaşayanlara uygun görülmüştür’ sözleri gibi. Bu sözlerin yanı sıra yerleştirmede bazı çarpıcı bilgileri içeren yazılar da yer almaktadır. Bu bilgilere göre örneğin Pentagon’un bir günlük harcaması hükümetin son beş yılda AIDS araştırmalarına ayırdığı bütçeden daha fazladır. Serginin gerçekleştiği güne kadar AIDS yüzünden vefat eden Amerikan vatandaşlarının sayısı 25.644’tür. Kendisi de ACT UP üyesi olan küratör William Olander iki sene sonra, 38 yaşında AIDS’e bağlı komplikasyonlar nedeniyle vefat eder. New Museum geçtiğimiz yıl ACT UP’ın kuruluşunun 25. yılı nedeniyle aynı yerleştirmeyi yeniden sergiler.

rs-183277-174013813

Sanat tarihçisi Rosalind Krauss tarafından 1976 yılında yayınlanmaya başlamasından günümüze sanat alanının en etkin akademik dergilerinden biri olan October, 1987 Kış sayısını (No:43) ‘AIDS Cultural Analysis Cultural Activism’ başlığıyla tamamen AIDS’e ayırır. Derginin o dönemdeki editörü ACT UP’ın kurucularından olan sanat tarihçisi Douglas Crimp’tir. Crimp giriş yazısında AIDS ve sanat bağlamındaki önyargılardan dem vurur. Buna göre Amerikan toplumunda eşcinsellerin sanat alanında hegemonya kurduğuna, bu alanı yönettiğine dair bir inanış vardır. Bu inanışa başka bir yargı eklenir. AIDS eşcinsellere dair bir hastalık olduğuna göre sanatçılar arasında AIDS’den ölenlerin sayısının fazla olması doğaldır. Bu yargılar yazara göre tamamen yanlıştır ve bu genel kabulü Nazi Almanyası’ndaki Yahudilere dair önyargılara benzetir. Birçok sanatçının AIDS yüzünden hayatını kaybettiği doğrudur fakat genele vurulduğunda oran farklı değildir.

ACT UP gerçekleştirdiği ilginç ve çarpıcı eylemlerle kısa sürede basında ses getirmeye başlar. Northwest Orient Havayolları Şirketi’nin AIDS virüsü taşıyanlara bilet satmayacağını ilan etmesi üzerine grup kurumun New York bürosu önünde eylemler düzenler ve şirket kararından vazgeçmek zorunda kalır. 15 Haziran 1988 tarihli eylem Cosmopolitan Dergisi’ne yönelik olur. Dergi AIDS hakkında oldukça hatalı bilgiler içeren bir makale yayınlamıştır. Buna göre heteroseksüel erkekler bir tehlike taşımamaktadır ve kadınların bu erkeklerle korumasız seks yapmasında bir sakınca yoktur. Bu yazı üzerine ACT UP içinde bir kadın eylem grubu oluşturulur. 500’den fazla gösterici derginin merkezi önünde eylem yapar. Bu eylem iki üye tarafından filme alınır. ‘Doctors, Liars, and Women: AIDS Activists Say NO to Cosmo’ isimli bu belgesel film ülke genelinde gösterilir ve ödüller kazanır. Film bugün New York Modern Sanatlar Müzesi’nin (MoMA) koleksiyonunda yer almaktadır. ACT UP içindeki kadın grubu kadınların AIDS’den korunmasına yönelik bilgilendirici eylemlerine devam eder. AIDS yalnızca orta ve üst düzey beyazlarda değil aynı zamanda varsıl olmayan Afrika kökenli Amerikalılarda da yaygındır. Bu alanda eğitici girişimlerde bulunan grup Afrika asıllı rahip Jesse Jackson’dan destek alır ve toplumun bütün kesimlerine seslenme gayesini ortaya koyar.  ACT UP’ın Jesse Jackson’ı ikna etmesiyle birlikte New York’taki Afrika kökenlilerin devam ettiği kiliseler AIDS’e karşı mücadele başlatırlar. Lakin Jesse Jackson AIDS ile mücadele konusunda önde gelen din adamları arasında bir istisnadır. ACT UP 10 Aralık 1989 tarihinde ‘Kiliseyi Durdurun’ isminde tarihinin en önemli eylemlerinden birini ortaya koyar. New York Kardinali O’Connor AIDS’den korunma yöntemi olarak prezervatife karşı çıkmaktadır. Güvenli seksin Hıristiyanlığa aykırı, bu konuda okullarda verilen eğitimin sakıncalı olduğuna dair vaazlar vermektedir. Kardinal St.Patrick Katedrali’nde ayin yaparken 4500 gösterici din adamını kınayan pankart ve afişlerle kilise önünde toplanır. Bazıları içeri girerek ayini yarıda keser, kilisedekilere prezervatif dağıtır, O’Connor’a sözlü saldırıda bulunur hatta ayindeki kutsal ekmeği yere fırlatırlar. Polis göstericilere sertçe müdahale eder ve 131 kişiyi gözaltına alır. Bu eylem kamuoyunda olumsuz eleştirilere yol açar. Bazı kesimlerde ACT UP’ın din düşmanı olduğuna dair bir kanıya sebep olur. Bu eylemden birkaç gün öncesi, 2 Aralık, ACT UP’ın tarihinde ilginç bir gündür. Gruba fon sağlamak için bir müzayede düzenlenmiştir. David Hockney ve Anne Leibovitz’in yönetimindeki müzayedede ACT UP üyesi Keith Harring’in bir resmi 650.000 dolara alıcı bulur. Keith Harring, 16 Şubat 1990 tarihinde AIDS yüzünden 32 yaşında hayata veda eder.

stonewall

ACT UP gerçekleştirdiği çok sayıda eylem ile kamuoyunda farkındalık yaratmayı becerir. Bu eylemler ölen arkadaşlarının küllerini Beyaz Saray’ın bahçesine dökmeye kadar varır. AIDS’in yalnızca eşcinsellere değil bütün insanlar için bir tehdit olduğuna, AIDS’den korunma yöntemlerine ve AIDS araştırma fonlarının verimli kullanılmasına yönelik eylemler AIDS’i en azından Amerika için güçlü bir tehdit olmaktan çıkartır. 1987’de yüz milyon dolar civarındaki araştırma fonları 15 sene sonra üç milyar dolar civarına yükselmiştir. ACT UP kurulduğunda AZT yegane ilaç olarak devletçe desteklenirken 15 sene sonra yirmiden fazla ilaç denenmektedir. ACT UP ilerleyen senelerde varlığını sürdürmekle beraber 80’li ve 90’lı yıllardaki yoğun eylemliliğini devam ettirme gereği görmemiştir.

Bu yazı İstanbul Art News’un Aralık 2013 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s