Arshile Gorky (Manug Vosdanig Adoyan)

arshile-gorky-01

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’da ortaya çıkan Soyut Dışavurumculuk akımının önde gelen temsilcilerinden Arshile Gorky’nin Türkiye’nn siyasi ve toplumsal tarihi açısından da önemi bulunuyor. Gorky, büyük olasılıkla 1902 yılında Van Gölü’nün kıyısındaki o zamanki ismiyle Khorkom (khor: çukur; kom: mezra), bugünkü ismiyle Dilkaya köyünde, Manug Adoyan ismiyle doğdu. Annesinin memleketi olan Vosdanig de diğer bir adıydı.

II. Abdülhamit’in 1908 yılında 2.Meşrutiyet ile birlikte Anayasayı kabul etmesi Osmanlı içinde yaşayan azınlıklara belirli hakları beraberinde getirmişti. Khorkom’daki çocukların Ahtamar Adası’ndaki 11 Temmuz 1908 akşamında düzenenen havai fişek gösterisini izledikleri anılardan bilinmektedir. Yeni yönetimin pasaport ücretlerini düşürmesi, yurtdışına çıkışları kolaylaştırması sonucunda bölgeden Amerika’ya göç etmek isteyenlerin oluşturduğu kafilenin üyelerinden biri de Manug’un babası Setrag oldu. Bir önceki evliliğinden doğan çocuklarını yanına alarak babasının ailesini terk etmesi Arshile Gorky’nin çocukluğunun ağır travması oldu. Annesi Şuşan, annesinin bir önceki evliliğinden olan üvey ablası Akabi ve kendisinden bir yaş büyük ablası Sateng ile beraber çocukluğunu geçiren Manug’un yakınında köpeği Zango ve atı da vardı. Çok geç yaşta konuşmayı söken, annesinin ‘karam’ dediği Manug çocukluğunda hem çizim, hem de testi yapımında kullanılan çamurdan küçük heykeller yapıyordu.
Annesi Şuşan’ın amcası Krikor ile gerginlik yaşaması sonucu evden atılan aile Van’a yerleşmek zorunda kaldı. 1910 yılının Eylül ayında köpeği ve atını geride bırakarak Van’da yaşamaya başlayan Manug Ermeni Kilisesi’ne bağlı, Ermenice, Türkçe ve Fransızca eğitim veren Hisusyan Okulu’na girdi. Bu okuldan memnun kalmayan Manug kısa bir süre sonra ayrılarak İngilizce eğitim veren Amerikan Misyoner Okulu’na devam etti.
Osmanlı Hükümeti’nin Ermenilere karşı giriştiği etnik temizlik siyaseti Manug’un hayatı açısından bir dönüm noktası oldu. 1915 yılının yazında Manug ve ailesi Van’dan yola çıktılar ve sekiz gün boyunca yaklaşık 160 kilometre yol yürüyerek Rus toprağı Erivan’a ulaştılar. Amerika’daki baba Setrak 1916 yılında Erivan’a tek kişinin Amerika’ya yolculuğuna yetecek kadar para yolladı ve Manug’un annesi Şuşan’ı yanına çağırdı. Babanın planına göre çocuklar Erivan’daki Amerikan yetimhanesinde kalacaklardı. Anne Şuşan çocuklarını geride bırakmaya razı olmadı ama Manug’un ablası Satenig’i Amerika’ya yolladı.
Rus Çarlığı’nın iktidardan düşmesi, Sovyetler Birliği’nin kurulması, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi Manug’un genç yaşta tanık olduğu tarihi olaylardı. 28 Mayıs 1918 tarihinde İlk Ermenistan Cumhuriyeti kuruldu. Gerek yoğun göçün beraberinde getirdiği kıtlık gerek iç savaş tehlikesi nedeniyle Manug’un ailesi Tiflis’e göç etmeye karar verdi ama yol şartları nedeniyle bu girişim sonuçsuz kaldı.
Her ne kadar yurtdışından yardım geldiyse de Erivan’daki salgın hastalık ve kıtlık 1919 yılına kadar devam etti. 19 Mart 1919 tarihinde Manug’un annesi Şuşan açlık nedeniyle 39 yaşında vefat etti ve Manug ve kızkardeşi yetim kaldılar. Nouritza Matossian’ın yazdığı ‘Kara Melek’ isimli biyografide aynı gün Şuşan’ın kızı Satenig’in Amerika’da evlendiğini yazıyor ama Arshile Gorky Vakfı’nın yayınladığı biyografide bu rastlantının aile söylentisi olabileceğine dair bir ibare söz konusu.
Annelerinin ölmesiyle Amerika’ya göç etmeye karar veren iki kardeş Erivan’da görev yapmakta olan Amerikan yardım örgütünden aldıkları, güvenliklerini sağlayacak resmi bir kağıtla ilk önce Tiflis’e gittiler. Burada birkaç hafta kaldıktan sonra tren yoluyla Batum’a geçen kardeşler 1919 yılının Ağustos ayında deniz yoluyla İstanbul’a ulaştılar. Haydarpaşa civarında bir mülteci kampında kendilerine yer bulan Manug ve kızkardeşi burada görev yapmakta olan doktor Verzhinay Kelekian’ın yardımlarıyla Amerika’ya yolculuk biletlerini elde ettiler.
Manug ve kızkardeşi 26 Şubat 1920 tarihinde New York limanına ulaştılar. Brkaç gün gözlem altında tutulan kardeşler üvey ablaları Akabi ve kocasının gözetimine verildiler. 1 Mart 1920’de Manug babasına kavuştu. Babasının çalıştığı şirkette işe girdi.
1922 yılında kısa bir süre Brown Üniversitesi’ne bağlı Teknik Okul’a devam eden Manug buradaki eğitimden hoşlanmamakla beraber sanat derslerini ilgiyle takip ediyordu. Ertesi yıl Boston’daki bir sanat okuluna giren Manug 1922 yılında ise aynı kentteki New School of Design and Illustration’a girdi. 1924 yılında ise aynı okulda asistan olarak çalışmaya başladı.
1924 yılının sonlarına doğru New York’a taşınan Manug burada New School of Design’a girdi. Manug’un buradaki öğrencilerinden biri Mark Rothko’ydu. 1925 yılının sonlarına doğruysa ilk atölyesini kiraladı. 1926 ile 1931 yılları arasında Grand Central School of Art’da hocalık yapan Manug’un okul kataloğundaki geçmişi tamamen uydurmaydı. Manug kendini artık ünlü yazar Maxim Gorky’nin kuzeni Arshile Gorky olarak tanıtmaktaydı. Doğum yeri olarak Khorkom’u değil Gorky’nin memleketi Nizhin Novgorod’u göstermekteydi ve kataloğa göre sanat eğitimini Paris’teki Julian Akademisi’nde Albert Paul Laurens atölyesinde almıştı. Özgçmişinde daha önce birçok sergiye katıldığı yazmakla beraber ilk sergisini 1926 yılında bu okulda gerçekleştirdi. New York’ta kısa sürede birçok stüdyo değiştiren Gorky 1929 yılında Grand Central’deki derslerinde modellik yapan Ruth March French ile tanıştı ve kısa süreliğine sevgili oldular. Ruth March’ın asıl ismi Sirun Mussikian’dı ve Van doğumlu bir Ermeni’ydi.

the-artist-and-his-mother-arshile-gorky

Enter Arshile Gorky (Sanatçı ve Annesi, 1926) 

1930 yılında Arshile Gorky’nin resimleri New York Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) sergilendi. Henüz bir sene önce açılan müzenin ilk büyük sergisi, ‘An Exhibition of Work of 46 Painters and Sculptors under 35 Years of Age at MoMA’ya katılmış olmak Gorky’nin kariyeri açısından önemliydi. Serginin kataloğunda doğum yeri olarak yine Maxim Gorky’nin memleketi gösteriliyordu. Buna ek olarak Arshile Gorky’nin Wassliy Kandinsky’nin öğrencisi olduğuna dair bir yalan da söz konusuydu.Gorky aynı yıl profesyonel hayatı boyunca kullanacağı Greenwich Village’daki atölyesine taşındı.
Otuzlu yılların başında Cézanne etkili resimler yapan Gorky’nin eserleri koleksiyonlara girmeye başladı. 1932 yılında Amerika’ya beraber geldikleri kızkardeşi artık Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Ermenistan’a döndü. 1934 yılında otuz yedi resimden oluşan ilk solo sergisini Philadelphia’daki Mellon Galleries’de açtı. Aynı yılın 28 Şubat günü sanat öğrencisi Marny George ile tanıştı ve daha sonra evlendiler. Marny George kısa evliliklerinden ufak çaplı bir savaş olarak bahseder. Gorky boşanma avukatına ücret olarak bir resim vermiştir. 1934 noelinde Sovyet Ermenistanı’ndan dönüş yapan kızkardeşinin ertesi yıl ‘Karlen’ isimli bir oğlu oldu. ‘Karlen’ ismi Karl Marx ve Lenin’in ilk harflerinden oluşmaktaydı. 1935 yılının Aralık ayında New York’teki ilk kişisel sergisini açan Gorky’nin ismine artık New York Times gibi önemli yayın organlarında rastlamak olasıydı. 1938 yılında keman sanatçısı Leonore Gallet ile ilişki yaşamaya başladı. 1939 yılında resmi olarak Amerikan vatandaşlığına kabul edildi. Ertesi yıl ‘Garden in Sochi’ isimli resim dizisine başladı. 1941 yılında 19 yaşındaki Agnes Magruder ile tanıştı ve evlendi. Karısına Ermenice’de özlü söz demek olan ‘Mougouch’ lakabıyla seslenmekteydi. 5 Nisan 1943’de ilk kızları Maro doğdu. 1944’ün kış aylarında André Breton ile tanıştı. Sürrealizmin önde gelen ismi Breton, Gorky’nin çok yakın arkadaşı ve destekleyicisi oldu. Gorky çifti, 1945 yılının Ocak ayında bir süreliğine Connecticut’a taşındılar. Komşuları Alexander Calder, Yves Tanguy, André Masson gibi sanatçılardı. Mart ayında Julien Levy Gallery’de ‘Arshile Gorky’ sergisi açıldı ve dönemin en güçlü kalemlerinden Clement Greenberg The Nation’da sergiye dair bir eleştiri yayınladı. Gorky, aynı yılın Mayıs ayında 67 Gallery’de ‘A Problem for Critics’ başlıklı sergide Jackson Pollock, Adolph Gottlieb, Lee Krasner, Mark Rothko gibi isimlerle birlikte yer aldı. Gazete ve dergilerde yeni bir Amerikan resminin doğduğuna dair yazılar çıkmaya başladı. Bu yeni Amerikan resminin sanatçıları arasında Arshile Gorky de yer alıyordu. Aynı yıl kızkardeşine yazdığı bir mektupta hayatında ilk kez mali sorunlar yaşamadığından bahsetti. 8 Ağustos’ta ikinci kızı Natasha doğdu.
1946 yılı Arshile Gorky için iyi başlamadı. Atölyesinde yangın çıktı ve yirmiden fazla yağlıboya resmi, birçok çizimi ve kütüphanesi ortadan kalktı. Mart ayında kanser olduğunu öğrendi. Aynı yıl MoMA’daki ‘Fourteen Americans’ isimli sergide başyapıtı olan ‘Sanatçı ve Annesi’ sergilendi. 1947 yılının Aralık ayında Gorky ve ailesi Connecticut’a tekrar gittiler. Bu süre zarfında depresyona girerek konuşmalarında sıklıkla intihardan dem vurmaya başladı. Aralık ayında babası vefat etti. Çocuk yaşlarında kendisini ve ailesini terk ettiği için affetmediği babasının cenazesine katılmadı.

moma_gorky_gardeninsochi-640

Arshile Gorky (Garden in Sochi, 1941)

1948 yılının Şubat ayında Gorky Ailesi’nin Connecticut’daki ‘Cam Ev’leri Life Dergisi’ne konu oldu. Konu modern mimari örneği olan evdi ama Gorky ve ailesinin fotoğrafları da dergide yer aldı. Gorky’nin eşi evlilik sorunları nedeniyle bir süre evi terk etti. Bu süre zarfında kocasını aldatarak Roberto Matta ile ilişki yaşadı. Arshile Gorky 26 Haziran’da ağır bir trafik kazası geçirdi. Sırtındaki ve omuzundaki kemikler kırıldı. Resim yaptığı elini kullanması imkansızdı. Temmuz ayında evlilik sorunları ve depresyonu iyice yoğunlaştı.16 Temmuz’da karısı Mougouch çocuklarını da alarak kocasını terk etti.
Arshile Gorky 21 Temmuz 1948’de ‘elveda sevdiklerim’ yazılı bir not bırakarak intihar etti.
2009 yılında Michael Taylor küratörlüğünde büyük bir Arshile Gorky retrospektifi düzenlendi. Sergi Philadelphia Museum of Art, TATE Modern, Museum of Contemporary Art Los Angeles gibi müzeleri dolaştı. Arshile Gorky’nin hayatını ayrıntılarıyla merak edenler, Nouritza Matossian’ın yazdığı, Türkçe’ye Menekşe Arık ve Tankut Aykut tarafından çevrilen ve Aras Yayıncılık tarafından yayınlanan ‘Kara Melek’ isimli biyografisini okuyabilirler.
Önümüzdeki yıl, Anadolu’da yaşanan acıların yüzüncü yılında, o acıları çocuk yaşlarda yaşamış olan Arshile Gorky’nin bir sergisini gerçekleştirebilecek yüreklilikte bir sanat kurumu Türkiye’de var mıdır? Bu cesarete sahip sanat kurumu yöneticileri yönetiminde halen Gorky’nin kızlarının yer aldığı Arshile Gorky Vakfı’na (http://arshilegorkyfoundation.org/) başvurabilir.

Bu yazı İstanbul Art News’un Haziran 2014 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s