Abenomics, Japonisme, Gutai

Bu yazı İstanbul Art News’un Ocak 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Reuters Haber Ajansı 30 Eylül 2014 tarihinde “Japon Sanat Piyasası Kasvetli Yıllardan Sonra Abenomics Sayesinde Yükseliyor” başlıklı bir haber yayınladı. ‘Abenomics’ iktisat alanında yeni bir terim. Japonya Başbakanı Shinzõ Abe’nin Aralık 2012 seçimlerinde ikinci kez iktidara seçilmesinden sonra başlattığı ekonomi programına bu ad veriliyor. Abe, Japon Yeni’nin değerini düşük tutarak ihracata dayalı büyüme programını yürürlüğe koydu ve canlanan ekonomi sanat piyasasına da yansıdı.
İlginç bir tesadüf ki yeni ekonomi programıyla canlanan Japon sanat piyasasına paralel olarak özellikle Amerikan müzelerinde Japon çağdaş sanatı hakkında sergiler düzenlendi. New York Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) “Tokyo 1955-1970: A New Avant-Garde”, The Guggenheim’da “Gutai: Splendid Playground” gibi sergiler Japon çağdaş sanatını gündeme taşıdı. Önümüzdeki sene ise Dallas Museum of Art’da Kazuo Shiraga ve Sadamasa Motonaga’nın işlerinin yer aldığı büyük kapsamlı bir sergi gerçekleşecek.
Her ne kadar Reuters bir canlanmadan bahsetse de 1980’li yıllardaki Japon sanat piyasası ile karşılaştırıldığında 2014 yılındaki toplam 54 milyon dolarlık piyasa hacminin oldukça küçük olduğu görülür. Japonya ekonomisi 1980’li yılların ikinci yarısında finans ve emlak piyasasındaki aşırı genişleme ile birlikte balon ekonomisi haline geldi. Büyüyen Japon şirketleri özellikle izlenimci ressamların eserlerine yatırım yaptılar. Burada sanat tarihsel bir neden söz konusuydu. Fransa’da 1870’lerde yaşanan “japonisme” ismi verilen Japon kültürü modasından özellikle izlenimci ve post-izlenimci ressamlar etkilenmişti. Örnek vermek gerekirse, Claude Monet’nin 1875 tarihli “Japon Kostümü İçinde Madame Monet” veya Vincent van Gogh’un 1887 tarihli “Pere Tanguy’un Portresi” isimli eserlerinde bu etki bariz bir şekilde görülmektedir. Yaklaşık yüz sene sonra Japon şirketlerinin Fransız izlenimcilerine ilgi duymasının temelinde “japonisme” yatmaktadır. Nitekim Meiji Yasuda isimli bir sigorta şirketi 30 Mart 1987 tarihinde Londra’daki Christie’s müzayedesinde Van Gogh’un “Ayçiçekleri” eserine 39,7 milyon dolar ödeyerek koleksiyonuna kattı. Bu, o güne kadar bir sanat eseri için ödenen uzak ara en yüksek fiyattı. Darshowa Kağıt Şirketi müdürü Ryoei Saito ise bu dönemde en çok ismini duyuran koleksiyoner oldu. Saito 1990 yılının Mayıs ayında New York’ta gerçekleşen müzayedelerde Van Gogh’un “Dr. Gachet’nin Portresi” ve Pierre Auguste Renoir’ın “Bal du Moulin de la Galette” (küçük versiyonu) isimli eserlerine sırasıyla 82 ve 78 milyon dolar ödedi. (Christie’s şirketinin 1937 yılında Naziler tarafından Frankfurt’taki Stadel Sanat Enstitüsü’nden çalınan bu eseri satışa çıkartmış olması etik açıdan hala tartışılıyor)
Saito öldükten sonra bu resimler ile birlikte yakılmak istediğini beyan edince sanat ortamında kıyamet koptu. Tepkiler üzerine şaka yaptığını söyleyen Japon koleksiyoner bu yüksek meblağları sanata yatırırken müdürü olduğu şirketin ekonomik durumu kötüye gitmeye başlamıştı. Ekonominin sahte olarak aşırı büyüdüğünün farkında olan Japonya Bankası sıkı para politikası uygulamaya başlayınca balon patladı. Nikkei Borsası’nın endeksi 1990 yılında yüzde 50’ye yakın değer kaybetti. Japon şirketleri bankalardan aldıkları kredileri ödeyememeye başladılar ve dolayısıyla bankalar da bundan etkilendiler. Japon ekonomisinde 90’lar kayıp yıllar olarak adlandırılır.
Ryoei Saito, 1993 yılında kamu görevlilerine rüşvet verdiği iddiasıyla tutuklandı. Orman arazisi olarak planlanmış bir araziyi ucuza kapatmış, ardından rüşvetle imar izni çıkartarak golf klubü inşa etmişti. Saito kaçak golf klubüne Van Gogh’a olan hayranlığı nedeniyle Vincent Golf Club Sendai ismini uygun görmüştü. 1996 yılında, henüz yargılanması sona ermeden kalp krizi nedeniyle vefat etti. “Bal du Moulin de la Galette”in bugün İsviçreli bir koleksiyonerde olduğuna inanılıyor. “Dr. Gachet’nin Portresi”nin (Van Gogh, doktoru Paul Gachet’nin kısa süre içinde iki portresini yapmıştır. Burada bahsi geçen ilk yaptığı portredir) bugün nerede olduğu meçhul. 2007 yılında Wolfgang Flöttl isimli bir Avusturyalı bir koleksiyonere satıldığı biliniyor. Flöttl ise resmi elinden çıkarttığını, şu an nerede olduğunu bilmediğini iddia ediyor.
1990 yılında geri ödenemeyen kredilere karşılık olarak Japon bankaları şirketlerin koleksiyonlarına el koydu. Bugün Japon bankalarının depolarında on binden fazla izlenimci veya post-izlenimci eser olduğuna inanılıyor. Fiyatlarının düşmemesi için eserleri piyasaya çıkartmayan bankaların koleksiyonları devlet tarafından 90’lı yılların sonlarından itibaren denetlenmeye başladı. Japon Modern Sanat Müzesi uzmanlığında yapılan denetimler sonucunda birçok eserin sahte olduğu ortaya çıktı. Balon halinde şişen sanat piyasasında sahtecilik de patlamıştı. Bu dönemde sahip olunan eserleri herhangi bir kuruma bildirmek gibi bir yükümlülük olmadığından devlet görevlilerine rüşvetler genellikle sanat eserleriyle veriliyordu. 90’lı yıllarda birçok önemli şirketin yetkilisi rüşvet olarak sanat eseri verdikleri için yargılanıp hapse girdiler. 90’lı yılların başlarında sanat piyasasının hacmi onda birine kadar düştü.
Günümüzde yeniden büyüyen ekonomiyle sanata yatırım yapmaya başlayan Japon koleksiyonerler 80’lerden farklı olarak Batılı koleksiyonerler ile benzer alımlar yapıyorlar. Guggenheim’da geçtiğimiz sene gerçekleşen Gutai sergisinden sonra bu grubun sanatçılarının eserlerinde müthiş yükselmeler görülmeye başladı. Geçtiğimiz Haziran ayında Sotheby’s’in Paris müzayedesinde Gutai sanatçılarından Kazuo Shiraga’nın “Kırmızının Dinamiği” isimli eseri 4,95 milyon dolara alıcı buldu. Büyük ihtimalle 1950’li yıllarda ortaya çıkan Gutai Grubu piyasanın etkisiyle önümüzdeki dönemde hayli moda olacak.
25 sene önceki Japonya’ya günümüzde ise Çin’e baktığımızda denetimsizliği nedeniyle sanat piyasasının hiç de şeffaf olmadığı, dolayısıyla suç barındıran bir alan olduğu görülür. Türkiye’de de sanat piyasasında suça bulaşmış ilişkiler olduğunu son günlerde basına yansıyan haberlerde görüyoruz. Umarız Türkiye sanat piyasası gereken şeffaflığa bir an önce kavuşur.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s