Sanat Piyasasında Neden Rekor Kırılır?

cez

Paul Cézanne, Kart Oyuncuları (1890)

Paul Cézanne’ın 1890’lı yıllarda yaptığı ‘Kart Oyuncuları’ serisi beş resimden oluşuyor. Beş resimden dördü Metropolitan Müzesi, Barnes Vakfı, Orsay Müzesi ve Courtauld Sanat Enstitüsü gibi dünyanın en önemli koleksiyonlarında bulunuyor. Beşincisi ise 2011 yılına kadar George Embiricos isimli bir armatörün koleksiyonunda yer alıyordu. Vanity Fair dergisi Şubat 2012 tarihli sayısında Alexandra Peers imzasıyla bir haber yayınladı. Bu habere göre Yunan armatör koleksiyonunda bulunan ‘Kart Oyuncuları’nı 250 milyon dolara Katar Kraliyet Ailesi’ne satarak Cézanne’ın eserini dünyanın uzak ara en pahalı resmi konumuna yükseltmişti. Katar Kraliyet Ailesi ülkesini Batı kültürünün bir çekim merkezi haline getirme projesi çerçevesinde bu resmi satın aldığı çok açık. Resmin bugün Katar’da halen inşa edilmekte olan müzelerin hangisinde sergileneceği henüz bilinmiyor. Jean Nouvel’in mimarı olduğu, açılışı 2016 yılında gerçekleşecek olan Katar Ulusal Müzesi’nde sergileneceğine dair söylentiler söz konusu. Katar Kraliyet Ailesi çeyrek milyar dolar ödemek için neden 2011 yılında ‘Kart Oyuncuları’nı seçmiş olabilir? Courtauld Sanat Enstitüsü ve Metropolitan Sanat Müzesi’nin ortak girişimiyle ‘Kart Oyuncuları’ üzerine bir sergi düzenlendi. Ekim 2010 – Mayıs 2011 tarihleri arasında gerçekleşen sergi ilk üç ay Londra’daki Courtauld Galerisi’nde üç ay da New York’taki Metropolitan Müzesi’nde gösterildi. Organizasyonun düzenlenmesindeki amaç bütün ‘Kart Oyuncuları’nın eskizleri ile beraber ilk kez beraber sergilenmesiydi. Her ne kadar Barnes Vakfı’nın kurumun ilkeleri doğrultusunda koleksiyonunda bulunan eseri vermemesi, George Embiricos’un da ikna olmaması nedeniyle sergi eksik kalmış olsa da gerçekleştiği tarihte sanat dünyasının en ses getiren sergisi oldu. Katar Kraliyet Ailesi’nin tercihinde bu serginin önemli rol oynadığını iddia etmek yanlış olmayacaktır. Resmin Katar’da sergileneceği müze böylece diğer resimlerin yer aldığı önemli kurumlarla birlikte anılacak. Katar Kraliyet Ailesi’nin bu denli yüksek bir meblağyı gözden çıkarması uluslararası çapta sansasyon oluşturarak çekim merkezi projesinin reklamını yapma gayesi taşıyordu.
Her ne kadar 2001 yılında açılsa da New York’taki Neue Gallerie’nin ismi 2006 yılında dünya çapında duyuldu. Galerinin koleksiyonu (müze) Avusturya ve Alman kökenli sanatçıların eserlerini barındırıyor. Dünyadaki en geniş Egon Schiele koleksiyonuna sahip olan kurumun sahibi Ronald Lauder. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda doğmuş bir babanın kızı olan Estée Lauder’in oğlu Ronald Lauder annesinin kurduğu kozmetik şirketinin başında bulunuyor. Aynı zamanda politikacı olan Lauder, Ronald Reagan’ın yönetiminde bir dönem ABD’nin Avusturya elçilik görevini de sürdürdü. Neue Gallerie’nin 2006 yılında ismini duyurmasının nedeni Christie’s’in Ekim ayında düzenlediği, içinde beş tane Gustav Klimt resminin de bulunduğu bir müzayede. Klimt’in söz konusu beş resminin politik bir önemi var. 1990’lı yıllarda, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Nazi geçmişi ile yüzleşme süreci içine giren Avusturya’da 1998 tarihinde Yeşiller Partisi’nin girişimiyle geçmiş ile hesaplaşmada şeffaflık ilkesine yönelik bir kanun yürürlüğe girdi. Bu kanunun kamu kurumlarına getirdiği şeffaflık sayesinde gazeteci Hubertus Czernin’nin yaptığı araştırmalar Avusturya Devleti’nin sahip olduğu bazı Gustav Klimt eserlerinin aslında Maria Altmann’a ait olması gerektiğini gösterdi. Maria Altmann’ın amcası olan Ferdinand Bloch Bauer Almanya’nın 1938 yılında Avusturya’yı ilhak etmesiyle Yahudi olduğu için ABD’ye kaçmış, sahip olduğu koleksiyonu geride bırakmıştı. Koleksiyona Naziler tarafından el konulmuştu. Avusturya Devleti 1998 yılına kadar mirasını yeğeni Maria Altmann’a bırakan Bauer’in ölmeden önce koleksiyonunu devlete bağışladığını iddia ediyordu. Oysa Czerin’in yaptığı araştırma böyle bir bağışın olmadığını ortaya koydu. Bunun üzerine Maria Altmann Avusturya Devleti ile hukuki bir mücadeleye girişti. Davanın uluslararası bir boyut alması Gustav Klimt’in eserlerini de gündeme taşıdı. Sekiz sene süren dava sonucunda, 2006 yılında Avusturya hükümeti eserleri Maria Altmann’a iade etti. Bu Nazilerin el koyduğu eserlerin asıl sahiplerine dönmesine yönelik en önemli hukuki başarılardan biriydi. Altmann aynı yıl Christie’s ile anlaşarak eserleri müzayedeye soktu. Bu müzayedeye katılan Robert Lauder 135 milyon dolar ödeyerek Maria Altmann’ın halası Adele Bloch Bauer’in portresini satın aldı. Bu 2006 yılı için bir resme ödenen en yüksek tutardı. Lauder’in bu kadar yüksek bir meblağyı elden çıkarmadaki gayesi sahip olduğu Neue Gallerie’nin ismini duyurmaktı. Nitekim müzayededen önce Christie’s ile isminin ancak rekor kırılırsa duyurulmasına yönelik bir anlaşma yapmıştı. Nitekim bu rekor sayesinde 2006 yılında bütün dünya Neue Gallerie’nin ismini duydu. Adele Bloch Bauer’in portresi halen Neue Gallerie’de sergileniyor.

365px-gustav_klimt_047

Gustav Klimt, Adele Bloch Bauer’in Portresi II (1912)

Gerek Katar Kraliyet Ailesi gerek Robert Lauder’in uyguladığı taktiğin bir benzeri 2004 yılında Türkiye’de yaşandı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 2001 yılında batık İktisat Bankası’nı devraldı. 2004 yılında ise bankaya olan borçları nedeniyle bankanın sahibi Erol Aksoy’un şirketleriyle beraber koleksiyonuna da el kondu. TMSF, Antik A.Ş. ile anlaşarak 322 resim ve 24 antikadan oluşan koleksiyonu müzayedeye soktu. 12 Aralık 2004 tarihinde gerçekleşen müzayedede satışa sunulan Osman Hamdi Bey’in ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ isimli eseri Türkiye sanat piyasası için rekor bir fiyatla, 5 trilyon liraya alıcı buldu. Bir gün önce açılan İstanbul Modern Sanatlar Müzesi ile henüz açılmamış olan Pera Müzesi karşılıklı olarak 42 kez fiyat arttırdılar ve neticede Pera Müzesi esere sahip oldu. Pera Müzesi adına müzayedeye katılan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Sanat Danışmanı Ahmet Keskiner “Bütün gayemiz, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ne bu başyapıtı kazandırmak, Türk halkıyla paylaşmaktır” şeklinde bir açıklama yaptı. Ertesi gün bütün gazeteler henüz açılmamış olan Pera Müzesi’nden bahsediyordu. ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ halen Pera Müzesi’nde sergileniyor.

kaplumbaga_terbiyecisi

Osman Hamdi Bey, Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

Bu yazıda bahsedilenlerin dışında sanat tarihinde benzer çok sayıda örnek bulunuyor. Bu örnekler sanat piyasasının işleyişine, eserlerin nasıl değerlendiğine dair önemli ipuçları veriyorlar. Keza sanat kanonunun oluşumunda sanat piyasasının rolüne dair eleştirel bir yaklaşımın gerekliliğini de bize gösteriyorlar.

Bu yazı İstanbul Art News’un Şubat 2015 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s