Dünyayı Politik Düşünmek

Post-Marksist düşünürlerden Chantal Mouffe’un 2013 yılında yayınladığı ‘Dünyayı Politik Düşünmek, Agonistik Siyaset’ isimli kitabı Murat Bozluolcay’ın çevirisi ile İletişim Yayınları tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Bir siyaset teorisyeni olan Mouffe kitabının bir bölümünü bir mücadele alanı olarak çağdaş sanata ve müzeye ayırmış.

Agonistik kelimesinin anlamı kitapta editör notu olarak yer alıyor; ‘…Siyasal yazına ise, 20 yüzyılın sonlarında agon (Eski Yunanca’da örgütlenmiş mücadele) kelimesinden türeyerek giren agonistik kavramı, çatışmanın, birbirine meydan okumanın merkezi konumda olduğu bir demokrasi biçimini ifade eder. Çatışma ve meydan okuma, bu radikal demokrasi türünde, çoğul siyasal kimlikler yaratma kapasitesi açısından önemsenir. Karşı çıkabilmenin sürekliliğinin siyasal demokrasinin kendi içine kapanmama ve kendini hep yenileme olanağı verdiği iddia edilir.’
Kitabın ‘Agonistik Siyaset ve Sanat Pratikleri’ başlıklı bölümüne sanatın hâlâ eleştirel bir görev üstlenip üstlenemeyeceğine dair bir soruyla başlayan Mouffe son dönemde sanatla reklamcılık arasındaki sınırın muğlaklaştığını, geç kapitalizmle birlikte estetiğin bütün alanlarda zafer kazandığını ve bunun sonucunda şekillenen hedonist kültür içinde rahatsız edici sanata yer olmadığını söylüyor. Theodor Adorno ve Max Horkheimer’in, fordist üretim tarzının sanat alanına sirayet ettiğini çok önceden tespit ettiğini fakat Adorno’nun sanatın otonom bir alana sahip olabileceğine dair görüşlerinin doğru çıkmadığını iddia edenlerin olduğunu söyleyen Mouffe, bu kötümser görüşe sahip olanların günümüzde artık bağımsız üretimin söz konusu olamayacağını, yalnızca tüketicilerin değil üreticilerin de kültür endüstrisinin mahkûmları olduğunu düşündüklerini yazıyor.
Mouffe kötümser görüşe katılmayan Paul Virno’nun da görüşlerine kitapta yer veriyor. Virno’ya göre geçmişte ayrık olan emek, siyasi eylem ve entelektüel düşünce alanları günümüzde birbirine karıştı. Bu karışmışlık yeni toplumsal ilişki türlerinin ortaya çıkmasını beraberinde getirdi. Sanatın da bu yeni durum içinde yüklendiği bir işlev söz konusu. Virno’ya göre sanatçılar geleneksel kurumların dışına çıkarak farklı toplumsal mekanlarda faaliyet göstermeli. Chantal Mouffe ise sanatsal direniş biçimlerinin karşı-hegemonik mücadeleler bağlamında gerçekleşen agonistik müdahaleler olarak düşünülmeli gerektiğini söylüyor.
Chantal Mouffe, sanat ve siyasetin ayrı alanlar olarak görülmesine karşı çıkarak siyasetin estetik, sanatın siyasi boyutu olduğunu iddia ediyor. Düşünüre göre üzerinde durulması gereken asıl konu eleştirel sanat biçimleridir. Mouffe agonistik siyaset çerçevesindeki sanat pratiklerine örnek olarak Alfredo Jarr’ın işlerini ele alıyor. 2008 yılında Milano’da gerçekleştirdiği ‘Sorular Sorular’ isimli işi ile direniş estetiğinin önemli bir örneğini ortaya koyan Jarr etkili mücadelenin kurumların dışında gerçekleşebileceğinin iddia eden görüşün aksine kurumları mücadele alanı olarak görüyor. Jarr, ‘Sorular Sorular’da Milano’daki billboardlara, metro istasyonlarına, tramvaylara üzerlerinde sorular olan pankartlar asmıştı. Bunlar ‘Siyasetin kültüre ihtiyacı var mı?’, ‘Entelektüel bir işe yarar mı?’ gibi sorulardı. Berlusconi’nin medya ve reklamcılık sektöründeki hakimiyetine karşı bir müdahale olan bu işle Jarr insanlara soru sorarak zihinlerinde sorgulayıcı düşünceler uyandırma gayesi taşıyordu. Üsten bakan bir hitap yerine soru sormayı tercih eden sanatçı böylelikle sistemde çatlaklar yaratmak, çatlaklardan sızmak istiyordu.
Mouffe’un diğer verdiği örnek ise farklı kimliklere bürünerek neo-liberal ekonomiyi hicveden Yes Men. 1999 yılında Dünya Ticaret Örgütü’nün sahte bir web sitesini açarak neo-liberalizme karşıt görüşlerini yayınlayan Yes Men birçok insanı kandırmış, hatta Dünya Ticaret Örgütü’nün temsilcileri olarak toplantılara çağrılmış, buralarda eylemler yapmıştı. Kapitalizmin imajını bozmaya yönelik bu eylemler Mouffe’un direniş estetiğine dair mücadelenin kurumlar içinden yürütülmesine yönelik görüşü ile birebir örtüşüyor.
Mouffe’un örnek verdiği ‘Sorular Sorular’ ve Yes Men’den daha önce Felix Gonzalez Torres’in aynı yönteme başvurduğu söylenebilir. AIDS’e bağlı komplikasyonlar nedeniyle sevgilisi Ross’u 1991 yılında kaybeden Torres New York’un en kalabalık 12 caddesindeki billboardlara sevgilisi ile son kez beraber uyandığı yatağın fotoğrafını yerleştirmişti. 1980’den beri Cumhuriyetçi Parti’nin iktidarda olduğu, muhafazakârlığın iyice gemi azıya aldığı, uzun süre AIDS’in eşcinsellere Tanrı tarafından verilmiş bir ceza olarak kabul edildiği bir dönemde eşcinsel bir ilişkiyi kamusal alanda sergileyen Torres, üzerinde herhangi bir isim, cümle vs. olmayan, yalnızca baş izlerinin durduğu yastıkların yer aldığı dağınık yatak görüntüsünden ibaret olan fotoğrafları billboardlarda sergileyerek sistemin çatlaklarından sızma taktiğini çok iyi uygulamıştı.
Eleştirel sanatın işlevsel olabilmesi için mevcut halden bir kopuşu, var olan kurumsallığın reddedilmesini savunan görüşe karşı çıkan Mouffe bu yöntem ile sanatın hiçbir şekilde eleştirel olamayacağını iddia ediyor. Düşünüre göre sanatçının görevi sistemden tamamen kopuş değil karşı hegemonik müdahale biçimi olarak eleştirel sanat pratikleri ile egemen hegemonyanın sorgulanabileceği alanlar yaratmak böylece mevcut güç ilişkilerinin tahrip edilebilmesine katkıda bulunmaktır.
Mouffe bu iddiayı yalnızca bu kitapta değil, uzun zamandır çeşitli sanat platformlarında dile getiriyor. 2002 yılında gerçekleşen, Okwui Envezor küratörlüğündeki 11.Documenta Sergisi’nin ‘Platform 1’ katılımcılarından olan Mouffe (diğer katılımcılar arasında Ernesto Laclau, Immanuel Wallerstein, Antonio Negri, Michael Hardt, Stuart Hall, Slavoj Zizek gibi isimler bulunuyor) organizasyonun Viyana ayağında sanat ve agonistik siyaset üzerine bir konuşma yapmıştı. Konuşmanın videosunu Documenta’nın web sitesinde izlemek mümkün. Düşünürün 2.Moskova Bienali çerçevesinde verdiği ‘Agonistik Kamusal Alanlar’ başlıklı konferansın orijinal metni bienalin web sitesinde bulunuyor. Metnin Türkçesi ise Metis Yayınları’nın yayınladığı 2.Moskova Bienali çerçevesinde verilen konferansların toplandığı ‘Farklı Dünyaları Düşünmek’ isimli kitapta bulunabilir.

2105 DUNYAYIPOLITIK.indd

 

Bu yazı İstanbul Art News’un Nisan 2015 sayısında yayınlanmıştır.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s