Çağdaş Sanatı Zararsızlaştırmak

Bu yazı İstanbul Art News’un Temmuz 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Hasan Bülent Kahraman, 7 Haziran 2015 tarihli Sabah Gazetesi’nde yayınlanan ‘Bakmak Görmek Bir De Bilmek, Çağdaş Sanat dünyasında Hayatta Kalma Kılavuzu’ isimli yeni kitabı üzerine Sonat Bahar’a verdiği röportajda Türkiye’de çağdaş sanat alanındaki en önemli sıkıntının eleştirmensizlik olduğunu iddia ediyor. Kahraman’a göre çağdaş sanatta bugüne kadar her alana yatırım yapıldı ama eleştirmen yetiştirilmedi. Kahraman’ın fark etmediği bir şekilde halen Türkiye’de çok sayıda eleştirmen gerek sayısı az olan basılı sanat yayınlarında gerek internetteki farklı mecralarda yazılar kaleme alıyorlar. Buna karşın Türkiye’de çağdaş sanat eleştirisinin olgunlaşma sürecinin sıkıntılı olduğu yadsınamaz. Batıda modern sanat ile çağdaş sanat arasındaki ayrımın alt yapısını oluşturan felsefi ve sosyolojik kavramların (disiplinlerarasılık, postmodernizm vs. gibi) Türkiye’ye nispeten geç sirayet etmesi çağdaş sanatın anlaşılmasında güçlüğü beraberinde getirdi. Postmodernizm hakkındaki ilk Türkçe kitap Necmi Zeka tarafından hazırlanan, 1991 yılında yayınlanan Postmodernizm başlıklı derleme kitaptı. Keza Ali Akay’ın çağdaş felsefeye dair ‘Tekil Düşünce’ ve Michel Foucault’nun düşüncesini anlattığı ‘İktidara Direnme Odakları’ aynı yıl yayınlandı. Bu kavramların Türkiye’nin entelektüel gündemine geç gelmesi çağdaş sanat alanında eleştirinin derinlikli bir yapıya sahip olmamasına yol açtı. Piyasanın henüz çağdaş sanatta hâkimiyetini hissettirmediği dönemlerde söz konusu olmayan nitelikli eleştirinin piyasanın egemen olduğu bir dönemde yaygınlaşması oldukça zor. Gündelik yazılı basının ve görüntülü medyanın eleştirel metinlere yer vermemesi çağdaş sanat alanının sakıncalı olarak genişlemesine yol açıyor. Zira basın daha ziyade sanat fuarlarının açılışlarını, müzayede sonuçlarını veya koleksiyonerleri haber konusu yapıyor. Her geçen gün daha görünür olan çağdaş sanat, hacmi gittikçe daralan kültür sanat sayfalarından ziyade ekonomi ve sosyete sayfalarında kendine yer buluyor.
Hasan Bülent Kahraman’ın yeni kitabı vesilesiyle 16 Haziran 2015 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek ekinde Güliz Arslan imzalı başka bir röportaj daha yayınlandı. ‘Bu 9 maddeyi bil, ortamlarda çağdaş sanattan anlıyorum diye dolaş’ başlıklı röportaj entelektüel olarak zorlanmadan çağdaş sanat alanında varolabilme taktiklerini okuyucularına veriyordu. Röportajı yapan Arslan, Hasan Bülent Kahraman’ın anlattıklarından yola çıkarak çağdaş sanattan anlıyor gibi görünmek isteyenler için rehber niteliğinde bir yazı kaleme aldığını söylüyordu. Birkaç çağdaş sanat yapıtını bilmeniz, elinizin altında bir sanat dergisi bulundurmanız, sanat dedikodularından haberdar olmanız ve bienal veya sanat fuarına gitmeniz çağdaş sanat dünyasında hayatta kalmanız için kâfi. Söz konusu röportaj çağdaş sanatın içerik bakımından ‘zararsızlaştırılarak’ tüketim kültürünün at koşturduğu eğlenceli bir alana dönüştürülmesinin simgesi olarak değerlendirilebilir. Hasan Bülent Kahraman bir ironi başyapıtına imza atarak bir yandan Türkiye’deki çağdaş sanatın en önemli eksikliğinin eleştiri olduğunu iddia ederken diğer yandan insanların çağdaş sanattan anlıyormuş gibi yaparak dolaşmalarına vesile oluyor.
Türkiye’de son on senede bir yandan muhafazakâr sanat gibi absürt bir kavram devreye sokulmaya çalışılır hatta buna dair sanat fuarları düzenlemeye kalkılırken diğer yandan tahakkümünü arttıran muhafazakârlığın sanata şiddete dayalı müdahaleler yaptığını gördük. 2007 yılında Hafriyat Grubu’nun ‘Allah Korkusu’ sergisine dair provokatif yayınlara maruz kalması, 2010 yılından günümüze Tophane’deki galerilere mahalle değerlerine aykırılık içeriyorlar bahanesiyle defalarca saldırılması, Başbakan’ın bir heykeli ucube olarak nitelendirip yıkılmasına vesile olması, Bedri Baykam’ın bıçaklanması, İçişleri Bakanı’nın sanatçıları terörün arka bahçesi olarak nitelendirmesi son on senede hâkim ideolojinin çağdaş sanat alanına olan müdahalelerinden birkaçı. Diğer sanat dallarına da aynı tarz bir müdahaleden bahsedebiliriz. Böyle bir ortamda hem iktidara hoş görünmek hem de çağdaş sanattan bahsedebilmek için beceri sahibi olmak gerekiyor. Bu beceri de çağdaş sanatı ne kadar ‘zararsızlaştırabildiğinizle’ ilgili olsa gerek.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s