Bir Aradalık / Çoğunluk

Ezgi Yıldız küratörlüğünde Yuvakimyon Rum Kız Lisesi’nde 19.04.19 – 18.05.19 tarihleri arasında gerçekleşen ‘Dancing Into One’ Sergisinin katalog yazılarından…

Bir Aradalık / Çoğunluk

E.Osman Erden

Charles Baudelaire’in, ölümünden iki sene sonra, 1869 yılında yayınlanan, 51 düz yazı şiirden oluşan Paris Sıkıntısı kitabının ‘Yoksulların Gözleri’ başlıklı kısmı çoğunluk ile bir aradalık farkını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. Baudelaire, sevgilisi ile birlikte geçirdiği güzel bir günün sonunda yaşadığı hayal kırıklığını anlatır. Uzun bir gün geçirmiştik birlikte, bana kısa gibi gelmişti. Tüm düşüncelerimiz bir olacaktı, ruhlarımız tek bir ruh olacaktı bundan böyle; tüm insanlarca kurulup da hiçbirince gerçekleştirilememiş olması bir yana, hiçbir özgünlüğü bulunmayan bir düş işte.[i] İki sevgili günün sonunda III. Napolyon’un ekonomi politikalarıyla zenginleşmiş orta ve üst sınıfa mensup insanların doldurduğu bir Paris kahvesine otururlar. Her şey yolunda giderken kahvenin önüne Haussmann’ın kentsel dönüşüm projeleriyle kentten dışlanmış olan kırk yaşlarında yoksul bir baba ve paçavralar içindeki iki çocuğu dikiliverir. Ne güzel! Ne güzel! diyordu babanın gözleri, “Yoksul dünyanın tüm altınları gelmiş de bu duvarlara yerleşmiş sanki.” “Ne güzel! Ne güzel! diyordu oğlanın gözleri, “Ama ancak bizim gibi olmayanların girebilecekleri bir yer burası.” En küçüğün gözlerine gelince, şaşkın ve derin bir sevinçten başka şey belirtemeyecek ölçüde büyülenmişti. Baudelaire, baba ve çocukların şaşkın, hayran ve derin bir sevinç ile kendilerine bakarak hayranlık duymalarından utanır. Aynı hissi görmek için sevgilisinin gözlerine baktığında aldığı yanıt şöyle olacaktır. Şu insanlar da ne çekilmez şeyler böyle, gözleri araba kapıları gibi açılmış…Garsona söyleseniz de şunları buradan uzaklaştırsa!” Baudelaire ‘Yoksulların Gözleri’ni şöyle bitirir: Anlaşmak böylesine güçtür işte, düşünceler böylesine birleşmez şeylerdir; sevgili meleğim, sevişenler arasında bile!. Baudelaire’in sevgilisi kendi hayatına temas eden ‘yabancı’dan nefret eder. Başkalarıyla bir arada olmaktan değil kendi çoğunluğunun içinde olmaktan mutluluk duymaktadır.

+ + +

Anselm Kiefer, Margarete/Sulamith başlıklı resim dizisinde Paul Celan’ın ‘Ölüm Fügü’ isimli şiirinden yola çıkar. Paul Celan, Auschwitz’de bütün ailesini kaybetmiş, kendisi sağ olarak kurtulmuştur. ‘Ölüm Fügü’, toplama kampında çalışan Yahudilerin şiiridir. Margarete, Goethe’nin Faust’unda işlediği her günaha karşın sonunda Tanrı tarafından affedilen trajik kadın kahramana göndermedir. Sulamith, Süleyman’ın Şarkısı’ndaki Yahudi umudunun kadın sembolü olan ve bağışlanmayan kadındır. Kiefer, Margarete/Sulamith dizisinde Margarete’nin saçını samanla verirken, Sulamith’in saçını siyah/kömür rengi ile resmeder. Kiefer’e göre Almanya, Yahudileri yok ederek kendi uygarlığını zedelemiştir. Nitekim derin perspektifli bir manzara ile karşı karşıyayızdır. Bu manzarada tek bir insan bile yer almaz. Yalnızca yakılmış, üzerinde herhangi bir canlının yaşamadığı bir coğrafya söz konusudur. Kiefer, bazen Sulamith’in saçına saman, Margarete’ninkine de siyah boya katar. İki kadın aslında tek kadının ikiye ayrılmış hali gibidir. Almanlar ve Yahudiler aslında bir bütünün parçasıdır. Kiefer bu resim dizisinde yazıyı da kullanır. Sulamith resimlerinde “dein aschenes Haar Sulamith” (Senin kül olmuş saçların Sulamith) yazısını yazarken, Margarete resimlerinde “dein goldenes Haar Margarete” (Senin altın saçların Margarete) ifadesini kullanır. Kiefer’in daha önceki birçok resminde karşılaştığımız ateş motifi bu resimlerde gözükmese de içerik olarak yer almaktadır. Toplama kamplarının fırınlarında Yahudiler yakılmakta, saçları küle dönüşmektedir. İdeal Alman kadını, sarı saçlı Margarete’nin saçları samandandır ve saman kolayca yanıp küle dönüşebilecek bir maddedir. Nitekim soykırım sonucunda Margarete’nin saçları da küle dönüşmüştür.

+ + +

Seren Yüce’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı Çoğunluk[ii] tipik bir orta sınıf ailenin rutin yaşam süren oğlu Mertkan’ın, Van doğumlu, yoksul Gül ile tanışmasıyla birlikte değişen hayatını anlatır. Babanın dayattığı değerler içinde yaşayan aileye ‘yabancı’ bir unsur olarak Gül temas edince ‘huzur’ bozulur. Baba kendini oğluna nasihatte bulunmak zorunda hisseder. Sen kendin gibilerle birlikte olmaya bak, hepimiz elhamdülillah Müslümanız, Türküz, ailemize yakışır kişilerle beraber olmak lazım. Bak ben her gün sizin için, vatan için, en şereflisi, hep daha fazlası için çalışıyorum…Bu tipler vatanı bölme derdindeler…Tamam mı koçum? Babasının otoritesi karşısında Gül ile ilişkisini sonlandıran Mertkan vicdanı ile hesaplaşır, acısından kaçar ve en nihayet babanın/çoğunluğun değerlerini benimseyerek Gül ile temas etmiş olduğu ‘yabancı’lardan uzaklaşarak ‘huzur’a yeniden kavuşur. Seren Yüce’nin bahsettiği çoğunlukta başka insanlarla birlikte olmaktan duyulan mutluluk değil kendine benzer insanlarla yakın olmanın gerekliliğine dair bireysel özgürlük üzerinde tahakküm kuran bir his söz konusudur.

+ + +

‘Togetherness’, İngilizce’de başka insanlarla yakın olmaktan mutluluk duymak anlamında kullanılan bir kelime. ‘Bir aradalık/biraradalık’ olarak Türkçe’ye çevrilebilir ama Türk Dil Kurumu’na göre Türkçe’de böyle bir tabir yok. Zarf olarak ‘bir arada’ var ama yalnızca “toplu bir durumda, birlikte, toplu olarak” anlamına geliyor. Başkalarıyla bir arada olmaktan duyulan mutluluğa dair Türkçe’de “resmi olarak” bir kelime olmaması üzerine düşünmek bir arada olma yolunda güzel bir başlangıç olabilir.

[i] Baudelaire’in ‘Yoksulların Gözleri”nden yapılan çeviriler Tahsin Yücel’e aittir.

[ii] Çoğunluk (2010) Yönetmen: Seren Yüce. Senaryo: Seren Yüce. Oyuncular: Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanrıöğen, Esme Madra, Nihal Koldaş, Erkan Can

unnamed

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s